KÜTAHYA TARİHİ YERLERİ

ÖREN YERLERİ

Aizanoi Antik Kenti

kütahya aizanoi antik kenti

Çavdarhisar İlçe merkezinde olup, Kütahya'ya 60 km uzaklıktadır. Penkalas (Kocaçay) Irmağının yukarı kesiminde tanrıça Meter Steunene'nin kutsal mağarası civarında yaşayan Frigyalıların öncülü olarak antik kaynaklarda geçen Azan adlı mitoloji kahramanının su perisi Erato ile efsanevi kral Arkas'ın birleşmesinden Aızanoi şehrinin ortaya çıktığı sanılmaktadır. Aızanoı kenti, antik Frigya'ya bağlı olarak yaşayan Aizanitis'lerin ana yerleşim merkeziydi.

Kentin yüksek platosu üzerinde bulunan Zeus tapınağının çevresinde yapılan kazılarda, M.Ö. 3 bin yıllarına ait yerleşim izlerinin ortaya çıktığı görülmüştür. Helenistik dönemde bu bölge değişimli olarak Bergama'ya ve Bithynia'ya bağlı iken M.Ö. 133 de Roma egemenliğine girmiştir.

Roma imparatorluk döneminde tahıl ekimi, şarap ve yün üretimi sayesinde zenginleşmiş ve ünü bölge sınırlarını aşmış olan Aızanoı'de kesin kentleşme bulgularına ancak M.Ö.I.y.y. sonlarına doğru rastlanmaktadır. Yine ilk sikkelerin bu dönemde basıldığı bilinmektedir. Aızanoı antik kenti en parlak dönemini M.S.2 y.y. da yaşamış, büyük imar faaliyetleri görmüş ve bu dönemde bir çok yapı inşa edilmiştir. Erken Bizans döneminde piskoposluk merkezi iken,7.y.y.dan itibaren bu önemini yitirmiştir. Tapınak düzlüğü Orta Çağda bir hisara dönüştürülmüştür. Selçuklular döneminde Çavdar Tatarları tarafından üs olarak kullanılmasından dolayı (13.y.y.) buraya Çavdarhisar adı verilmiştir.

kütahya aizanoi antik kenti

Aızanoı 1824 yılında Avrupalı gezginlerce yeniden keşfedilmiş,1830-1840'lı yıllarda incelenmiş ve tanımlanmıştır. 1926 yılında M. Schede ve D. Krencker başkanlığında Alman Arkeoloji Enstitüsünce ilk kazılar yapılmıştır. Ara verilen kazı çalışmalarına 1970 yılından bu yana her yıl sistematik olarak devam edilmektedir.

Roma döneminde Antik kentte yaklaşık 80.000 kişinin yaşadığı tahmin edilmektedir. Kalıntılar arasında Anadolu'daki en iyi korunmuş Zeus Tapınağı, 15.000 kişi kapasiteli tiyatro ve tiyatroya bitişik nizamda yapılmış 13.500 kişilik stadyum, iki hamam, dünyanın ilk ticaret borsa binası, sütunlu cadde, Kocaçay üzerinde ikisi ayakta kalmış beş köprü, iki agora, gymnasium, Meter Steunene kutsal alanı, nekropoller, antik bir bent, suyolları, kapı yapıları bulunmaktadır. Aızanoı antik kenti Efes, Bergama, Side gibi kentlerle çağdaştır.


Frigya Vadisi

kütahya frig vadisi

Kütahya, Afyonkarahisar, Eskişehir üçgeninde, ''phrygia Epiktetus''(Küçük Frigya) dağlık yerleşimi olarak tanımlanan bölge, bugün ''Frig Vadisi'' adıyla anılmaktadır. İl sınırları içerisinde, merkeze 7 km uzaklıktaki Yeni Bosna köyünden başlayıp, Kütahya' ya 54 km uzaklıktaki Ovacık köyüne kadar, ilin doğusu boyunca uzanan alan; Sabuncupınar, Söğüt, İnli, Sökmen, Fındık ve İncik mağaralarının bulunduğu kuzey bölüm ile daha güneydeki Ovacık köyü, İnlice Mahallesi ve çevresini kapsar.

Kütahya' nın doğusunda eski bir yanardağ olan Türkmen dağının tüfleriyle örtülü olan Frig yaylaları; M.Ö. 900-600 yılları arasında Frigler tarafından iskan edilmiştir. Volkan tüfünün kolay işlenebilir bir kayaç olması Figlerin bunları oyma ve yontma yoluyla çeşitli amaçlarla kullanmalarını sağlamıştır. O dönemden ana tanrıça Kybele' ye adanmış açık hava tapınakları, sunaklar ve kaya mezarları ile savunma ve barınma amaçlı pek çok yapı günümüze ulaşmıştır. Daha sonra Roma ve Bizanslıların da yerleştiği bölgedeki kilise ve şapellerde, kök boyalı haçlar, meander motifleri, yazı ve fresk izleri hala seçilebilmektedir. Frigler ve Bizanslar tarafından kayalar oyularak yapılan, ''Deliktaş Kalesi'' ve ''Penteser Kalesi'' denilen doğal kaleler yer almaktadır.

Frigler Hint-Avrupa kökenli oldukları halde kısa bir süre içinde Anadolululaşmışlar ve bir yandan İon öbür yandan Geç Hitit etkileri altında kalmış olmakla birlikte özgün ve Anadolulu bir kültür oluşturmuşlardır. Friglerin maden ve ağaç işçiliğinde, dokumacılıkta ürettikleri eserler İon piyasasında beğeni kazanmış ve bu ustalar tarafından taklit edilmişlerdir. Makara, kulplu bronz tabaklar ve bronz kazanlar; dönemin ''teknolojik'' bir başarısı olan altın, gümüş ve bronzlardan yaylı çengelli iğneler (fibulalar); değerli madenlerden giysi kemerleri, tokalar ve zengin bezemeli tekstil ürünleri; geometrik desenlerle süslü mobilya eşyası bunlar arasındadır. Topates denilen kilim sanatı, sonraki Anadolu uygarlıklarının kilim ve halı sanatlarını etkilemişlerdir.

Bölge Kapadokya'yı andıran doğal kaya yapısının yanı sıra çam ormanları ile kaplı ilgi çekici bakir bir bölgedir.


Seyitömer Höyük

kütahya seyitömer höyük

Seyitömer Höyüğü, Kütahya İl merkezinin 25 km kuzeybatısında, Seyitömer Linyit İşletmesi Müessese Müdürlüğü (SLİ) rezerv sahasında, eski Seyitömer Kasabası'nın oturduğu alan içinde bulunan 150x140 metre ölçülerinde oval olup 24 metre yüksekliğinde eski bir yerleşim yeridir. Höyüğün tepesi yaklaşık 2000 m² lik düz bir alandır. Kuzeyi oldukça dik olan höyüğün güneyi yayvandır. Höyüğün altında bulunan 12 milyon ton kömür rezervinin kullanılabilir duruma getirilebilmesi amacıyla, 1989 yılından itibaren başlanan kazı çalışmalarına bir süre ara verilmiş, 2006 yılında Dumlupınar Üniversitesi Arkeoloji bölümü tarafından kazılara yeniden başlanmıştır. Kazı çalışmaları halen devam etmektedir.

Höyükte belirlenen ilk yerleşim Eski Tunç döneminden başlamaktadır. Dere kenarında olduğu anlaşılan bu yerleşim surla çevrilidir. Höyük, Eski Tunç döneminde elle yapılan çömlekçilik yerine kalıp kullanılarak yapılan bir çömlekçilik merkezi olmuştur. Hitit döneminde höyüğün surla çevrildiği belirlenmiştir. Sur içinde tekli ve çiftli nal biçimli ocaklar bulunan yapılar vardır. Bu dönemin üst evresinde demir işleyen atölye fırınlarına ait kalıntılar ile demir külçeler bulunmuştur. Frigya döneminde höyük yine kalın ve yüksek sur duvarlarıyla çevrelenmiş olup, son dönemlerinde höyüğün kuzey yamacına uzun bir merdiven yapısı, batısına ise basamaklı teras duvarlı büyük bir yapı yapılmıştır.

Höyüğün üst düzlüğünde bulunan Klasik ve Helenistik dönem yapıları tümüyle kazılarak ortaya çıkarılmıştır. Höyük bu dönemde de kalın ve kulelerle takviyeli sur duvarlarıyla çevrelenmiştir. Yapılar birbirine bitişik büyük kare ve dikdörtgen planlı düz veya balıksırtı sır altı taş duvarlıdır. Roma döneminde höyük zirvesinde bir tapınak yapısı olduğu temellerinden ve buluntulardan anlaşılmıştır.

Eski Tunç döneminden itibaren Seyitömer yaşayanları av ve tarımla uğraşmakta, küçükbaş hayvan yetiştirmekte, dokumacılık, çömlekçilik, maden işleme gibi sanayi üretimi yapmaktadır. Eski Tunç döneminden itibaren ana tanrıçaya tapınan höyük sakinleri, Roma döneminde ise baba Tanrı Zeus' a tapınmakta idi. Bunlarla ilgili figürler, idol ve hayvan heykelleri çokça bulunmuştur. Kazılarda Roma ve Helenistik dönemlerine ait çömlek parçaları, ağırşaklar, sapan taşı, pota, çakmak taşından ve boynuzdan yapılmış kesici aletler, kemik halka, taş buluntular, Athena portresi, bronz sikke ve cam boncuklar bulunmuştur.

Yeni dönemde yapılan arkeolojik kazılarda daha önceden belirlenen Helenistik, Roma, Frig ve Tunç dönemlerine ait kültür katmanlarının varlığı tespit edilmiştir.


KÜTAHYA KALESİ

kütahya kalesi

Antik dönemlerden beri iskan edilen kale 5. y.y.da Bizansların yaptırdığı surlarla, Selçuklular, Germiyanoğulları ve Osmanlılar tarafından yapılan onarım ve eklerle güçlendirilmiştir. Yukarı, iç ve aşağı kale olmak üzere üç bölümden oluşan kalenin sıkça yerleştirilmiş burçları, moloz-kesme taş karışımı ile tuğla sıralardan oluşmaktadır.

''Orta Hisar Mescidi'' olarak bilinen Yukarı Kale (Kale-i Bala) Maruf Mahallesindedir. Taşkapıdaki yazıttan, Germiyanoğlu Süleyman Şah' ın 1377-1378' yıllarında yaptırdığı anlaşılmaktadır. Moloz taş ve köşelerde kesme taş kullanılan, kiremit örtülü yapının minare kaidesi, düzgün kesme taş arasında iki sıra ağaç hatılı döşenerek yapılmıştır. Aşağı Hisar Mahallesinde bulunan Aşağı Kale Mescidi (Kale-i Sagir), altıgen planlı küçük bir mescittir. Kerpiç sıvalı olmasına rağmen tamamen tuğladan yapıldığı anlaşılmaktadır. Mescidin altında taşlardan yapılmış su tesisi vardır. Tabanı zamanla değişikliğe uğramıştır. Aşağı Kale'deki bu su tesisinin herhangi bir kuşatmada susuz kalmamak için yapıldığı tahmin edilmektedir.

Kütahya Kalesi Evliya Çelebi' ye göre 72 burca sahiptir. Burçlar çok sık aralıklarla yerleştirilmiştir. Kütahya Kalesinde ayrıca iki çeşme, iki mescit ve Cumhuriyet döneminde yapılmış bir döner gazino ve kır kahvesi bulunmaktadır. Kütahya Kalesi Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsislidir. Kalenin bazı kısımlarında onarımlar ve iç kısımda çevre düzenlemeleri yapılmıştır.


HANLAR VE BEDESTENLER

kütahya büyük bedesten

Büyük Bedesten

15.yüzyılda Gedik Ahmet Paşa tarafından yaptırılan anıtsal yapı, 2008 yılına kadar sebze meyve satış yeri olarak kullanılmakta iken, Kültür ve Turizm Bakanlığından sağlanan ödenekle restore edilmiş olup, geleneksel el sanatları teşhir ve satış yeri olarak kullanılmaktadır.


Küçük Bedesten

15.yüzyılda Gedik Ahmet Paşa tarafından yaptırılan anıtsal yapı, 2008 yılına kadar eski ve yeni eşya alım satım yeri olarak kullanılmakta iken, Kütahya Belediyesince restore ettirilmiş olup, kuyumcular çarşısı olarak faaliyet göstermektedir.


Rüstem Paşa El Sanatları Çarşısı

Karagözpaşa Camii civarında Balıklı Caddesinde bulunan, Kütahya' nın sahip olduğu eski yapılardan biri olma özelliğini taşıyan ve Kanuni Sultan Süleyman'ın Veziri-Azam'ı aynı zamanda damadı olan Rüstem Paşa tarafından 1550 yılında yaptırılmıştır. Kitabesi Kütahya Arkeoloji Müzesinde olup, 1930 lu yıllarda yıkılmıştır. Giriş kapısı ve tespit edilebilen kısımları orijinaline uygun olarak restore edilen medresenin orijinal hali bilinmediği için de aslına uyarlanarak yeniden yapılmış, günümüzde Kütahya' ya özgü yöresel kıyafetlerin ve geleneksel el sanatlarının üretiminin yapılarak sergilendiği bir çarşı haline getirilmiştir.


Çakırsaz Hanı

kütahya çakırsaz hanı

Altıntaş ilçesi Çakırsaz Köyündedir. Selçuklu dönemi yapısı olan Han, Germiyan Beyliği ve Osmanlı döneminde de kullanılmıştır. Hana, doğu cephesinden eyvanlı yuvarlak kemerli bir kapıdan girilir. Kapının alınlığında, altıgen taşların arasında üçgen tuğla parçalarının oluşturduğu petek bezeme görülür. Hanın girişi kesme taş ve aralarında üçer sıra tuğla, diğer kısımlarda moloz taşların harçla tutturulmasıyla örülmüştür. Han tonoz örtülü üç sahanlı kapalı hanlar grubuna girer.

Sahanları birbirinden ayıran kemerler tuğla ile, kemer ayakları mermer malzeme ve kesme taş ile örülmüştür.

Han, Vakıflar Genel Müdürlüğünce restore edilerek 2008 yılında hizmete açılmıştır.


Eski Hükümet Konağı

kütahya eski hükümet konağı

İl Merkezi Saray Mahallesi, Fuat Paşa Caddesinde yer alan Eski Hükümet Konağı, Kütahya Mutasarrıfı (Vali) Giritli Ahmet Fuat Paşa (1893 -1908) zamanında, 1905 yılında yaptırılmıştır. Dış cephesi 1907 yılında Kütahya çinileriyle bezenmiş tek örnektir. Son dönem Osmanlı mimarisinin dikkate değer yapılarındandır. Binanın içinde duvarları çini ile süslenmiş bir mescidi vardır. 1999 yılında restore edilen tescilli anıtsal yapı günümüzde Adalet Sarayı olarak hizmet vermektedir.


ŞEHİTLİK VE ANITLAR

İlk Hedef Anıtı

kütahya ilk hedef anıtı

Bu Anıt; Başkomutan Meydan Muharebesinde, Mustafa Kemal Paşa'nın ''Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!.'' emrini verdiği karargâhın yeridir. 1964 yılında yapımına başlanmış,1968 yılında kısmen bitirilmiş, 26 Ağustos 1972 tarihinde ziyarete açılmıştır.

Anıt, Bronz Atatürk Heykeli, arka planda betonarme bir anıtsal yapı, bronzdan süvari birliklerini canlandırır rölyeften oluşmaktadır. Atatürk Heykelinin yüksekliği 4 metre, beton fon yüksekliği 12 metredir. Bu fon, yıldırım şerarelerini göstermekte olup, Başkomutan Meydan Muharebesini sembolize etmektedir.


Dumlupınar Şehitliği

kütahya dumlupınar şehitliği

Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına temel olan ve sonucu bütün dünyada derin yankılar uyandırarak tarihin akışını değiştiren Başkomutan Meydan Muharebesi 26 Ağustos 1922 günü Afyonkarahisar-Kocatepe'den başlamış, 30 Ağustos 1922 de Dumlupınar'da büyük zaferle sona ermiştir. Bu şehitlik Kurtuluş Savaşı boyunca tüm cephelerde şehit düşen vatan evlatlarının anısına Kültür ve Turizm Bakanlığınca yaptırılarak, Büyük Taarruzun 70. yıldönümü olan 30 Ağustos 1992 tarihinde büyük bir törenle ziyarete açılmıştır.


Şehit Baba-Oğul Anıtı

kütahya şehit baba oğul anıtı

Bu anıt; 1912 yılında daha oğlu Mehmet 8 yaşında iken Balkan Savaşına katılmak için köyünden ayrılan, daha sonra sırasıyla Galiçya, Hicaz, Yemen, Kafkasya'da 11 yıl cepheden cepheye koşarak çarpışan, Çetmili (Çetmi: Konya' nın Taşkent ilçesine bağlı bir kasabadır.) Kara Ali Çavuş ve oğlu Onbaşı Mehmed'in muhteşem destanını sembolize eder.

Çetmili Kara Ali Çavuş, Anadolu' da Milli Mücadele başlayınca, Doğu Cephesinden Kurtuluş Savaşına koşmuş, Başkomutan Meydan Muharebesinde 19 yaşındaki Alay Sancaktarı Mehmet Onbaşı ile karşılaşmıştır. Mehmet Onbaşı, O' nun 11 yıl önce bırakıp gittiği oğludur. Bu büyük asker, 31 Ağustos 1922 günü, 11 yıl sonra kavuşabildiği oğlunun kollarında şehit düşmüştür.

Oğlu kahraman Onbaşı Mehmet de 9 Eylül 1922 günü İzmir'e giren birliğin başında şehit olmuştur. Anıt 30 Ağustos 1992 de ziyarete açılmıştır.


Milisler Anıtı

Milli Mücadelede şehit düşen sivil vatandaşlarımızı sembolize eden bir anıttır.


Üç Komutan Anıtı

Milli Mücadelemizin üç büyük komutanı olan Atatürk, İsmet Paşa ve Fevzi Çakmak anısına yapılmıştır.


Mehmetçik Anıtı

Milli Mücadelede süngüsünü takmış düşman üzerine saldırmaya hazır binlerce Mehmetçiğimizi sembolize eden bir anıttır.


Dumlupınar Atatürk Karragah Evi

Kurtuluş Savaşı sırasında Gazi Mustafa Kemal'in, karargâh olarak kullandığı bu ev aslına uygun olarak yeniden yapılmış ve ''Atatürk Karargâh Evi'' olarak 30 Ağustos 2003 tarihinde ziyarete açılmıştır.


Büyük Aslıhanlar Üç Tepeler Şehitliği

30 Ağustos 1922 tarihinde yapılan Başkomutan Meydan Muharebesinde, Büyük Aslıhanlar Köyünde şehit düşen Elazığ'lı Binbaşı Hacı Ömeroğlu Yusuf Ziya, Diyarbakır'lı Üsteğmen Mehmetoğlu Ahmet, Urfa'lı Teğmen Halil, İbrahimoğlu Mustafa Hilmi ile beraber 42 Mehmetçik anısına yapılmış olan şehitlik 1995 yılında ziyarete açılmıştır.


Zafer Anıtı

kütahya zafer anıtı

Zafertepeçalköy'de Başkomutan Meydan Muharebesinin sevk ve idare edildiği 1181 rakımlı tepede yaptırılmıştır. 1964 yılında yapımına başlanmış, 1968 yılında ziyarete açılmıştır. 30 Ağustos törenlerinin düzenlendiği yerdir.

Çatılış silahların uzaktan görünüşü ve alev alev meşale hissini uyandıran Zafer Anıtı, asıl manası ile Kurtuluş Sava şımızı sembolize eder. Anıtı bir bütün olarak meydana getiren değişik yöndeki üçgen bloklar; milletimize gösterilen haksızlığa, feverana, karşı milletimizin tek vücut halinde birleşerek kazandığı 30 Ağustos Zaferini canlandırır. Anıt, gelecek nesillere, Türk milletine karşı içte ve dışta meydana gelebilecek kötü tesirler karşısında er geç birleşerek zafere gidilebileceğini anlatan bir anıttır.


Şehit Sancaktar Mehmetçik Şehitliği

kütahya şehit sancaktar şehitliği

Atatürk, 31 Ağustos 1922 günü muharebe meydanını gezerken şehitler arasında düşman topçu mermisinin açtığı çukura gömülmüş bir sancaktar görür. Bu aziz şehit, toprağın üstünde katılaşmış kolu ile sancağı dimdik tutmaktadır. Manzara karşısında duygulanan Başkomutan, savaş sonrasında yapılacak Şehit Asker Anıtı için bunun sembol alınmasını emreder.

Atatürk, 30 Ağustos 1924 günü anıtın temel atma töreninde yaptığı konuşmada, bu Anıtın taşıdığı anlam ve önemle ilgili olarak; ''Hiç şüphe etmemelidir ki, yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyetinin temeli burada sağlamlaştırıldı, ebedi hayatı burada taçlandı. Bu sahada akan Türk kanları, bu semada uçuşan şehit ruhları, Devlet ve Cumhuriyetimizin ebedi muhafızlarıdır. Burada temelini attığımız ''Şehit Asker Abidesi'' işte o ruhları, o ruhlarla beraber gazi arkadaşlarını, fedakâr ve kahraman Türk Milletini temsil edecektir. Bu Abide Türk Vatanına göz dikenlere, Türk'ün 30 Ağustos günündeki ateşini, süngüsünü, cesaretini, kudret ve iradesindeki şiddeti hatırlatacaktır.''tarihi sözünü söylemiştir.

Bu Anıtın temeli 30 Ağustos 1924 tarihinde Atatürk tarafından Zafertepe'de atılmış ve 1927 yılında törenle ziyarete açılmıştır.

1961 yılında 220 Sayılı Yasa ile Anıtın, olayın geçtiği Berberçam Tepesine taşınması kararlaştırılmış, 1964 yılında Zafertepe'de Zafer Anıtının yapılması ile yerinden kaldırılarak Afyonkarahisar Müzesine taşınmış, 1979 yılında şimdiki yerine yapılarak 30 Ağustos 1979 tarihinde ziyarete açılmıştır.

Anıta, Zafertepeçalköy-Dumlupınar asfaltının 2. km. sinden sola ayrılan 600 m. lik yol ile ulaşılır.


Yüzbaşı Şekip Efendi Şehitliği

Altıntaş İlçesine bağlı, Zafertepeçalköy Beldesindedir. 29 Ağustos 1922 günü 14. Süvari Tümeninin 3. Alayı, 2. Bölük Komutanı Yüzbaşı Şekip Efendi, bölüğünün başında büyük bir cesaretle, çevre savunmasında bulunan 20 keşif düşman grubunun içerisine saldırarak 2000 kadar düşman askerini esir alır. Derinliklerde bulunan düşman toplarını ele geçirmek üzere hücuma geçtiğinde bir kısım askeriyle birlikte bu bölgede şehit düşer.

Şehitliğin bir yüzünde; 29 Ağustos 1922 Muharebesinde Yunanlılara hücum eden Türk Süvari Kolordusunun verdiği şehitler anısına yapılmıştır Kendilerine Hak' kın rahmeti niyaz olunur.

Şehitliğin diğer yüzünde Yüzbaşı Harputlu Şekip Efendi, neferlerden Düzce' nin Üsküp Nahiyesinden Veysel Ömer, Keskin' in Yağlıken Köyünden Veli Mehmet, Akhisar' ın Tatasut Köyünden İbiş Ömer adlı şehitlerin isimleri yazılıdır.


Kırık Kağnı Ve Üç Komutan Anıtı

Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk, 31 Ağustos 1922 günü muharebe alanını dolaştıktan sonra İsmet Paşa ve Fevzi Paşa ile Çalköy'de yıkık bir evin avlusunda, kırık bir kağnı üzerinde son durum değerlendirmesini yaptıkları anı sembolize eder. Anıt 2007 yılında yaptırılmıştır.


Cevizdere Şehitliği

kütahya cevizdere şehitliği

Emet İlçesine bağlı Günlüce Beldesindedir. Bu Şehitlik vatanı uğruna 3 Eylül 1922 tarihinde Cevizderesinde Rauf Yüzbaşı komutasında Yunan askerine ağır kayıplar verdiren şehitler ve gaziler anısına 1985 yılında yapılmıştır.

Emet, 14 Ağustos 1921 tarihinde Yunan işgaline uğramış, Yunan ordusu karargâhını hükümet binasına kurmuştur. Emet' li Kuva-yi Milliyeciler Yunanlılardan kurtulmak için bir gece bu karargâhı basarlar. Bu baskını haber alan Tavşanlı' daki Yunan birliği Emet' e bir tabur asker sevk eder.Bu durumu bilen halk 80-100 kişiden ibaret bir güçle Cevizderesi boğazında pusu kurar. İki tarafı yamaç olan bu boğazdan geçmekte olan Yunan taburu Günlüce köylülerinin de ricat yolunu kesmeleri ile iki ateş arasında kalmıştır. Ateş o kadar ani ve etkili olmuştur ki, düşman makineli tüfeklerini katırın sırtından indirip kurmaya fırsat dahi bulamamıştır. Yunan taburundan sadece 20-25 kişi kurtulabilmiştir. Emet' e dönen gaziler daha sonra ahali ile birlikte dağlara çekilmiştir. Bu baskının intikamını almak isteyen düşman, Kütahya' dan ve Tavşanlı' dan getirdiği birliklerle Emet' e girmiş ve intikam için tek bir ev kalmayacak şekilde Emet' i yakıp yıkmıştır.


Gediz Abidesi

Gediz İlçesi Abide Köyü içinde, Gediz-Uşak-Simav karayolu kavşağındadır. Çevresi korkuluklarla çevrili yüksekçe bir podyum üzerinde 3 metre yüksekliğinde, iki cephesi Osmanlıca kitabe yazılı mermer bir anıttır.

Yunan ordusunun İzmir'e doğru ricatını keserek Uşak'ta teslim olmalarını mecbur eden Türk Süvari ordusunun bu civarda verdiği şehitler anısına dikilmiştir.

Abidenin bir yüzünde, 54 .cü Alay Süvari Çavuşu Amasra'nın Ara Nahiyesinden İbrahim Musa, 5.ci Alay Süvari Neferi Muğla' nın Kuyubağı Köyünden Mehmet Ömer, 2. ci Bataryadan Nefer Ladik' li Ömer Satılmış, 20.ci Alay Süvari Neferi Çankırı' nın Çavuş Köyünden İsmail Hüseyin adlı şehitlerin isimleri yazılmaktadır.

Kurtuluş Savaşından sonra yapılan Abidenin 1995 yılında çevre düzenlemesi ve restorasyonu yapılmıştır.


Şehitler Anıtı ve Parkı

Kütahya Hava Er Eğitim Tugayı karşısı çevre yolu üzerinde 65.000 m2 lik alan üzerine kurulmuştur. Anıtın ana kaidesi 15 metre yükseklikte ve geleneksel Türk mimarisi tarzında yapılmıştır. Ana kaidenin sağ ve sol tarafında yurdumuzun 81 ilini temsil eden sütunlar mevcut olup, her biri üzerinde temsil ettikleri ilin adı yazılıdır.

Bu vatan için şahadet mertebesine ulaşmış bütün şehitlerimiz ve yaşayan gazilerimiz anısına yapılmış olan anıt park, 14 Ağustos 2003 tarihinde ziyarete açılmıştır.


Tabip Yüzbaşı Hamdi Bey Anıtı

Olay, 30 Ağustos 1922 Kütahya - Afyonkarahisar yolunun 10. km'sinde yer alan Porsuk Köprüsü civarında meydana gelmiştir.

İki ateş arasında kalan Tabip Yzb. Hamdi ve 158 er esir olmuş, sonra 53. Yunan Alay Komutanı tarafından şehit edilmişlerdir.

Kültür ve Turizm Bakanlığının katkıları ile Kütahya Valiliği ve İl Özel İdaresi tarafından Gediz kavşağındaki tepe üzerine yaptırılmıştır. 30 Ağustos 2010 tarihinde açılmıştır.

| Ana Sayfa | Basın ve Haberler | Kurumsal | Kaynakça | İletişim |